Yusuf Ziya Kırman

30 Temmuz 2010

Önce sevmek değil tanımak gerek.

Kategori: Satış — Yusuf Ziya Kırman @ 10:29

          İşimizin  kendisi değil sevgisi büyük olmalı. İşyerinizin, camların, sandalyelerin, bilgisayarın, masanın, kasanın insanların ne suçu var? Burada suçu  arızayı bunlara bağlamamak gerekir. Çalışmayan bir insana durmadan çalış, çalış , çalış demek uygun bir davranış tutumu değildir. Bu tür bir yaklaşım o insanı işe olan  aşkından da eder.

         Tabiki kişi çalışmalı didinmeli koşturmalı,fakat iş bulamamasının stresi altında olan bu tür kişilere yaklaşım veya tavsiyeler uygun anda uygun lisan ile yapılmalı. Önce kişinin uğraştığı boş işlerin kendisine bir fayda getirmeyeceğini kişiye anlatıp  kalbine iş aşkı nakletmeli. Çok insan günümüzde işine aşık olamadığı için yollarını şaşırıyor.

          Kişi iş aşkını yakalayabilmesi için, çalışmanın ne büyük bir nimet olduğu kendisine anlatılmalıdır. Şayet bizler bu misyon ile o insanlara işin önemini anlatabilirsek ne mutlu bize. Önce işi sevmek değil işi tanımak lazımdır. İş zaten karşınızda duruyor, insanlar işe bakarak  işi sevemezler.

          İşi tanımak gerek , İşi tanımak daha iyi tanımaya gayret etmek, problemler çözmek ,işi sevmenize zaten vesile olacaktır. İşi tanımadan işe sevgi olmaz. İşi bir insan olarak düşünün çıksa gelse aramızda dolaşa kimi etkiler? Hiç kimseyi etkilemez.  Fakat işi tanırsak gördüğümüz anla aşık oluruz.  Kısacası işi görmek  değil tanımak gerek. Çünkü insanlar tanımadığını sevemezler.

Esen kalın.

19 Temmuz 2010

Söz vermek

Kategori: Yöneticilik — Yusuf Ziya Kırman @ 08:40

Hemen ,hemen her gün karşılaştığımız ve yaşarken karşılaşabileceğimiz bir durum. SÖZ vermek. Dünyada her insan kah evinde olsun kah kahvehanede olsun, kah iş hayatında, parkta panayırda, mağazada, camide, piknikte, yürürken , otururken, çalışırken her dakikamızda sıkça rastladığımız bir durum SÖZ vermek.

Peki önemlimi? 

Başarmak için iyi insan olmak için, güvenilir biri olmak için,

İyi bir kul olabilmek için en önemli şey söz vermektir.

Bakınız tüm başarılı insanlara hepsinin temelinde sözüne sadakat yatar.

Bakınız ibretle izlenilenlere, temelinde iyi insan olmak var.

Bakınız sermayesiz, Parasız kredisi olanlara temelinde güvenilir olmak var.         

Söz vermek bu anlamda insan hayatında ve Yaratanımıza karşı olmaz ise olmazlardan birisidir. Dilerseniz sözün önemine binaen şuradan başlayalım.Toplumda iyi insan olduğu kadar münafıkta var. Varda!!! 

Münafığında 3 ayrı alameti var.

Sırasıyla bunlar.

1.Konuşma esnasında yalanı çok fazladır.

2.Söz verdiği şeyi kapıdan çıktığı an unutur.

3.Emanete ihanet eder.         

Öyle bir dünyanın içinde yaşıyoruz ki fitne fesat borç harç helal haramın herkes tarafından farklı yorumlandığı bir dünyada ikamet ediyoruz. İnsanların ümitlerinin azaldığı, Güvenin hemen ,hemen kalamadığı bir dünyada yaşıyoruz. Hal böyle iken verdiğimiz bir sözün önemini artık düşünmeliyiz. Söz verilir kalpten ciğerden verilir, söz verilir dil ile kalbin desteklemediği bir söz. Söz verilir kişinin namusu gibidir. Söz verilir kişi için hiçbir şey ifade etmez. Bir insanın verdiği sözü tutması o kişiye güç katar,güven verir,onur gurur yükler. Sözü bir borç olarak almalı.          

Sözü yerine getirebilmek için bütün fedakarlığı yapabilmeliyiz. Sözü kalpten içten candan vermeli ve onu yerine getirebilmek için aynı duygular ile yerine getirebilmeli ve akşam başımızı yastığa koyduğumuz  zaman  rahat ve huzurlu olmalı uyumalıyız. Söz aynı zamanda kişinin karakter yapısını gösterir. İsra /34 e bakıldığında insan bırak bu dünyayı ebedi hayatta verdiği her sözün hesabını teker, teker, verecektir. Onun için söz farzdır. Söz verip de yerine getirmemek aynı zamanda hem bu dünyada hem ahi rette büyük bir vebaldir ödenecek.

Esen kalın.

19 Haziran 2010

NEREYE DOĞRU?

Kategori: Güncel Yorum — Yusuf Ziya Kırman @ 12:49

Sizce gençlik nereye gidiyor ? İyiyemi kötüyemi ?
Gençlik sorgulama ve kendini savunma alanına doğru hızla  ileriye gidiyor.
Teknolojiyle erkenden rahat biçimde ulaşabilmeleri sayesinde kendilerini daha rahat ifade edebiliyorlar ve gelişebiliyorlar.
Pısırık değiller.Daha zekiler.
Fakat ülke ve dünya geneline baktığımızda gençliğin özentilik,taklitçilik ve kendilerini bilmemelerinden dolayı kötüye gittiğini söyleyebiliriz.
Farklı olmak adına saçma sapan işler yapıyorlar.
Artık,küfürlü konuşmayan genç gördüklerinde şaşırıyorlar.
Gençliğin kelime dağarcığı çok zayıf.
Örnek aldıkları kişiler kalitesiz,kişiliksiz ünlüler veya hayali dizi kahramanları.
Erkek ve kiz çocukları yaklaşım giyim ve saç modellerine bakıldığında neredeyse bir birinden ayırt edilmesi imkansız hale gelmiştir.
Bu tamamiyle batı özentisi içerisinde yetişmek yaşamak isteğinden kaynaklanıyor. Batı yöneticileride zaten bunu istiyor.
Giderek kadınlar erkek,erkekler kadın gibi olmaya başlamıştır.
Kıyamet alametlerinden biridir. Kıyamet yakındır
Neden bunu gençlere izah edemiyoruz.
İslami yaşantının toplumumuzda gençlere aşılanması öğretilmesi bilgilendirilimesi konusunda yeterli neden çalışmalar konferanslar düzenlenmiyor.
Bu konuda yöneticilere, anne, baba ve eğitimcilere büyük görevler düşüyor..
Ereğli de yaşıyorum son zamanlarda kendimi Avrupa da yaşıyor gibi hissetmeye başladım.
Etrafımdaki gençlerin helede şu saç kesimleri beni çok üzüyor
Saçları dikmek dağınık bırakmak enseyi uzatmak,kulakta küpe yüzde dövme.
Acaba bu kuaförler odası başkanı berberleri toparlayıp “arkadaşlar gençler hiç iyiye gitmiyor. Bu tarz saç kesimleri sonrasında kıyafetlerinede şekil veriyorlar, bu konuda duyarlı olalım gençlik elden gidiyor onları kendi öz benliğimize kültürümüze yönelmerine yardımcı olacak saç stillerine yöneltin” demi diyemez?
Tabiî ki gençler gençliklerini yaşayacak ama yaşarkende özünü kaybetmeyecek
Gençlik nereyemi gidiyor?

Soru cevabı çok açık Söyleyim
Gençlik elden gidiyor uyanın.

H.K.SAHİN YZK DANIŞMANLIK EREĞLİ/ KONYA

16 Haziran 2010

HAYALLERİMİZE MERHABA

Kategori: Motivasyon — Yusuf Ziya Kırman @ 08:33

“Hayallerini kendi gücüyle gerçekleştirebilecegine inanan insan şevklidir, inançlıdır ve yaşama sevinci vardır. Unutmayın ki, kişinin gelecekteki umudu, onun şimdiki gücünün kaynağıdır. Hayallerinden kendini ayıran cam bölmeyi kaldıracak güç her insanda vardır. Yeter ki insan, kendi iç dünyasının muhteşemliği ve onun sınırsız gücü ile tanışsın, onunla merhabalaşsın.”


“İsteriz, sürekli isteriz. Bu isteklerin ardı arkası kesilmez hiçbir zaman. Ama isteğimize ulaşmak için hiçbir çaba sarfetmeyiz. Oturduğumuz yerden olsun isteriz. Olsun da nasıl olursa olsun deriz. Tek bir adım bile atmayız, mücadele etmeyiz. Neden peki?”        
“Hayal etmek; Hayatın size getireceklerinin bir ön gösterimidir. Şunu unutmayın ki eylem, duygudan önce gelir. Bir şeyi hayal ediyorsanız, istiyorsanız, yapacaksanız, yeterli bir sürede yapmaya çalışıyorsanız, onu gün gün yapabilirsiniz. Küçük şeyler hakikaten büyük farklılıklar oluşturur.”
     -Ruhu ve bedeni hep diri ve olumlu tutun,
     -Araştırın, inceleyin,
     -Hayatınıza değer katın,
     -Sevin, sayın,
     -Anlayışa, inceliğe açık olun,
     -Sorunlardan yılmayın,
     -Problemlerin içimizi daraltmasına izin vermeyin,
     -Hayatı, olayları ve insanları dogru yorumlayın,
     -Sağlıklı iletişim kurun,
     -Nefsinizin esiri olmayin,
     -HAYAL EDİN
“Herşeye yeniden “Merhaba” etmenin vaktidir, içinde bulunulan an! Hayata, yeni güne, canlılığa, diriliğe, ‘Merhaba’ diyelim. Her konuda başarılı olacağımızı kesinlikle unutmayın. Yeterki kendinize güvenin, yeterki isteyin, yeterki çalışın…
“En büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır. ( William Russell ) 

NİHAL KAYA (YZK DANIŞMANLIK KÜTAHYA)

27 Mayıs 2010

Başarılı olmak.

Kategori: Motivasyon — Yusuf Ziya Kırman @ 13:39

“Dünya üzerinde 6.5 milyara yakın insan yaşarken bunlar sırasıyla Müslüman Hıristiyan,ateist, putperest v.s gibi türlü inançlara sahip.Hal böyle iken ara sıra Amerika Almanya Fransa v.s gibi çarpışık dinlerle, inançlarla yaşayan bu ülkelerin nasıl başardıklarını düşünür dururuz.”

“Rabbimiz bize iki yol gösterdi.

a.Ebedi sonsuz dünyaya yani ahrete gidiş yolu.

b.Sınav dünyası ,geçici dünya yani buda dünya yolu.

Çalışanlar olarak hepimiz yani tüm insanlık, farklı inançlardan da olsa doğru yolda giderse dünyayı kazanır.Bu bir örnek ile baş ağrısı hapı gibidir. “

Müslümanlar veya çarpık dinlere mevcut kişilerde içse faydasını görür.Rabbimiz ayetlerinde sadece Müslümanlara veririm demiyor.Çalışana veririm buyuruyor.Buradan yola çıkarak dünyayı isteyene dünyayı,yok değil ahreti isterim diyene ise hem dünyayı hem ahreti veririm buyurmuştur. Kaldı ki bunların hepsi güzel ahlaklı olmaktan  geçer. “

“Şayet inançsızlarda doğruluk temizlik, yalan, yoksa, çalışanın hakkını veriyorsa bunlar zaten kitabımızın emirleridir.Demek oluyor ki farkında olmadan tarife itaat var. Kim ki tariflere ne kadar uyarsa o kadar başarılı olur.

Esen kalın.

İŞİM BENİM AŞKIM.

Kategori: Motivasyon — Yusuf Ziya Kırman @ 11:16

Her türlü sıkıntılara rağmen,

Her türlü gurbet zorluklarına rağmen,

Her türlü trafik şartlarına rağmen,

Her türlü bunalımlara rağmen,

Her türlü problemlere rağmen,

Her türlü kadere rağmen,

Her türlü çileye rağmen,

Her türlü mesafeye rağmen,

Her türlü özlediklerime rağmen,

Her türlü strese rağmen,

Her türlü koşuşturmaya rağmen,

Her türlü hedefe rağmen,

Her türlü ağırlıklara rağmen,

Her türlü toza toprağa rağmen,

Her türlü açlığa susuzluğa rağmen,

Her türlü uzaklığa rağmen,

Her türlü münakaşalara rağmen,

Her türlü yaşa rağmen,

Her türlü izdihama rağmen,

Her türlü tehditlere rağmen,

Her türlü davetlere rağmen,

Her türlü işsizliğe rağmen,

Her türlü zamana rağmen,

Her türlü hastalığa rağmen,

Her türlü havaya  rağmen,

Her türlü mağlubiyete rağmen,

Her türlü eleştiriye rağmen,

Her türlü hayata rağmen,

Her türlü tembelliğe rağmen,

Her türlü değişime rağmen,

Her türlü şekle rağmen,

Her türlü fırsata rağmen,

Her türlü sabır’a rağmen,

Her türlü kusura rağmen,

Her türlü iletişim sıkıntısına rağmen,

Her türlü mutsuzluğa rağmen,

Her türlü yorgunluğa rağmen,

Her türlü uykusuzluğa rağmen,

Her türlü sona rağmen,

Her türlü mücadeleye rağmen,

Ben işime aşığım.

İşim  Benim  Aşkım.     

21 Mayıs 2010

HAK ETTİĞİNİ ALAMADIN MI?

Kategori: Güncel Yorum — Yusuf Ziya Kırman @ 21:30

Empatinin gücü:

          Bir yürekteki çocuğu keşfettiğinizde onu üzmek kadar mutlu etmenin de çok kolay olduğunu göreceksiniz. Bu yürek bir bayan yüreği ise çok çok daha kolaydır. Hakettiği sevgiyi alamadim diye kendini yiyip bitirir ama kendini üzme, sorun sen değilsin.
          Kişi kendini ne kadar iyi tanırsa tanısın hayatımıza onlarca insan sokup onları tanımaya çalışırız. Çelişkinin başlangıç noktası budur belki de.. Zayıf bir kişinin zayıflığı kadar güçlü, güçlü bir kişinin ise güçlülüğü kadar zayıftır. Kalbi sahte aşklara her zaman açık olan zayıf kişiler vardır. Aşık olur, ayrılır, ağlar ve unuturlar. Bir aşkı unutup başka bir aşka koşma sırasında geçen süre çok kısadır. Güçlü biri ise her ilgiye aşkla karşılık vermez. Ancak, aşk acısı çekme sırasında yıkıma uğrayan, güçlü olan insanlardır. Zayıf kişinin düşmesi yolda yürürken düşmek gibiyken, güçlü kişinin düşmesi zirveden düşmek gibidir. Bu düşüş ağır gelmemiş gibi, aşk acısı çekerken bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurmaya çalışırlar ve sonunda acı çeken yine kendileri olur.
          İlişkiler üzerine herhangi birşey söylemek zordur. Her ilişkinin kendine göre yaşanış şekli vardır tabii ki. İlişkiyi oluşturan kişilerin karakterlerine göre belirlenen bu şekil bazen dışarıdan bakıldığında çok karmaşık gelsede bize, onlar için son derece doğal gelir. Bazen de öyle durumlarla karşılaşılır ki ilişkiyi yaşayan kişiler bile anlayamazlar ne tür bir karmaşanın içinde olduklarını.. İşte bu durumda git demeyi yada kal demeyi bilemezler.Çoğu zaman kalabilecek kişi giderken kal demeyiz yada öyle durumlar olur ki asla değişemiyeceğini bildiğimiz halde gitmek isteyen kişinin kalmasını isteriz. Bazen de sadece o kişiye ihtiyaç duyduğumuz için, varlığından beslendiğimiz için kal deriz. Oysa ki gitmesi her iki taraf için de belki en doğrusu, en hayırlısı olacaktır ama kendimiz bir türlü bunu kabul edemeyiz.
          ‘Neden’ ararız, haketmediğim muameleyi göremedim, sevgiyi alamadım diye.. Kendimiz, karşımızdaki kişinin yerine geçmeyi denesek? Kişi karşısındakini sever, ilgi duyar. O kişinin sahip olduğu duygu ve düşüncelerin aynısına sahip olur. Onunla birlikte acı çeker yada sevinir. Bir de empati kurmaya denesek, birde karşımızda ki kişinin, duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışsak, belkide karşımızdaki kişinin neden, ne sebeble hareket ettiğini anlayabilmemize yardımcı olucaktır. Karşımızdaki kişiyle aynı duygu ve düşünceleri paylaşabiliriz. Fakat anlamak başka şeydir, ona hakvermek başka şeydir….

Esen kalın: Nihal KAYA  (Yzk Danışmanlık KÜTAHYA)

17 Mayıs 2010

Şansmış..!Ne şansı.

Kategori: Özgüven — Yusuf Ziya Kırman @ 18:03

          Hayatında başarılı olamamış insanların ağzından sıkça duyulan ve tapusu onlara ait olan bir kelime şans. Bu tür insanlar yaşamdaki her şeyi şansa bağlarlar. Hâlbuki durum hiçte öyle değildir. Eğer bu şans doğruysa o zaman belli insanlara göre tahsis edilmiş bir şeyde değildir. Ne alaka şimdi, rahmetli Sakıp sabancı bu kadar başarıyı, bu kadar, işletmeyi bu kadar insan istihdamını şans ile mi yaptı.

          Bundan daha saçma bir düşünce olabilir mi? bunun şansla uzaktan yakından hiçbir ilgi ve alakası yoktur. Yaradan herkese rızkını vermiştir. Amenna. Peki, yatarken demi? Öğlene doğru kalkarken demi? Öğlen kalkıp aksama kalmış 3–5 saat hava karardı bu şekilde demi? Bu kadar başarıların altında hiç mi Vizyon oluşturma, misyonunu belirleme, planlama yoktur.

          Böyle bir saçmalık olabilir mi? sevgili arkadaşlar dünyada her şey şansla olsaydı dünyada ne nizam ne intizam olurdu. Bırakın bu işleri, herşey Misyon edinip, vizyonunu belirlemek ve hedefe doğru ısrarla mücadeleden geçer. Hiç bir amacı olmayan insanın her tarafı şans olsa ne olur. Kiminle konuşsan şans diyor. Ne şansı. Şans sadece bir oyundur. Günümüzde şans oyunları vardır.

          İsmi lazım değil herkes biliyordur. Bu tür oyunlardan alınan, kazanılan paraların hayrını göreni gördünüz mü? Veya hala o para ile çok büyük iş adamı olup yüzlerce, binlerce insana faydalı olmuş bir kişi bilirmisiniz? Yok. O zaman demek oluyor ki, şansı falan bir kenara bırakmalı kendimizi bu dünyada başarılı olabilmek için, her şey çok çalışmak çok üretmekten geçiyor.

          Herşey rızık benim bugün bulunduğum yerde bu çayları bu yemekleri yiyecekmişim ben. Rızkım değilse nasıl yersin. Rızk gelir insanı bulur,yeterki peşinden koş,çabala,çalış. 2. dünya savaşında amerikanın Hiroşima’ya atılan atom bombası yaklaşık 550 metre yukarda daha yere düşmeden patlayıp 200.000 insanın ölmesi ve ardından yok olmaya yüz tutmuş olarak düşünülen bugünkü Japonya’nın başarısı bir şans olabilir mi?

          Ufacık tefecik insanlar dünya piyasasını ellerine geçirdiler. O zamanki bir numaralı düşmanları olan Amerikanın tüm piyasasına mal üretiyorlar. Hergün her sabah gerçek atomu onlar atıyorlar. Şimdi ha Amerika, ha Japonya, ha atom bombası, bunların bir işsiz güçsüz insanın emel arzu idealleri ile arada ne fark var bunu bana kim anlatabilir. Toplumu şanslı, şansız diye sınıflara ayırmayalım.

Şanslı insan çok çalışan ve çalışkan insandır.

Esen kalın.

BEKLEMEK ZORDUR AMA.!!

Kategori: Güncel Yorum, Özgüven — Yusuf Ziya Kırman @ 16:43

Beklenmedik olaylar veya içine düştüğümüz  zorluklar, güçlükler sebebiyle istemediğimiz şeylerin başımıza gelmesi halinde bunlar karşısında tedirgin olmamalı paniğe kapılmamalıyız. Mücadeleci olmalıyız.

          Sabır acı fakat meyvesi tatlıdır. Sıkıntılara,acılara sabır gösteren sonunda huzur ve saadete kavuşur. Sabır dediğimizde ilk olarak günah işlememek için sabır etmek gelmelidir. Fakat sabır dediğimizde sadece belaların acılarına sabır edip bağırmak çağırmak gelir aklımıza.Çoğu kimse sabır deyince yalnız bunu anlar.Tabii ki insanların üzmelerine dayanmak lazımdır.Akrabalarımızın dostlarımızın incinmelerine sabır tavsiye etmekten başka yapılacak başka bir şey yoktur.

          Beklediğimiz sevgi içinde geçerlidir.

Hala gelmedi diye kendimizi üzeriz.Elimizde değil tabii ki. Ama biliyormusunuz ki ? Belki de yokluğunun daha fazla fark edilmesini beklerler. Fakat şunu da biliyorlar ki nasıl ve ne şekilde beklendiklerini.. Her şarkı her resim kısacası gözlerin görebildiği her yerde beklediğimiz kişinin, kendilerinin olduğunu biliyorlar.Hani derler’ya “ben onsuz nefes alamıyorum” tam aksine alıyoruz. Zira her aldığımız nefeste aşkı soluyoruz. Kalbimizin her atışında isimlerini zikrediyoruz.Sevdiğimiz yanımızda değilken yaşatabiliyor isek bu sevgiyi, inancımızı ne mutlu bize.Dost sadece meth edilince değil  zem edilince de  güzeldir. İşte SABIRLA bekleyiş.

         “Rabbimin bir kulunu bende çok sevdim derim” hep. Onsuz kalmak ne kadar zulüm olsada onu beklemeğe sözüm var bekleyeceğim.Kendime olan saygınlığı asla yitirmeyeceğim. Bu anlamda beklemekte bir ibadet oldu benim için.Sevmek ise onur duyduğum tek yaşama nedenim. Beklenen güzel neden bu uğurda çekilen sıkıntılar lezzetli olmasın?

          Beklemek zordur ama canımız yansa da,üzülsek te bir gün sabrımızın mükafatını alacağız. Biliyorum.

Eyy aşk bekletme ki bekleniyorsun…

Esen kalın.

NİHAL KAYA (YZK danışmanlık KÜTAHYA)

TEBRİKLER…!

Kategori: Güncel Yorum — Yusuf Ziya Kırman @ 12:57

Fanatik bir Fenerbahçe taraftarı olarak bize yakışan..!

İnanmışlığın ,

Mütevazi’liğin ,

Beyefendiliğin ,

Çalışkanlığın,

Azmin,

Doğruluğun,

Dürüstlüğün,

Tecrübenin,

Kararlılığın,

Adanmışlığın,

İstikrarın,

Hedefin,

Vizyonun,

Misyonun,

Planlamanın,

Israrın gücü’nün

Zaferin  son adı.!!!

Ertuğrul SAĞLAM.

Tüm Türkiye seninle gururlanıyor.Yaptığınız çok küçük transferler ile yaptıkları ve bu ülkenin milli ekonomisini har vurup harman savuran bazı büyük klüplerin tamamına ders vererek, ve dünyanın en fakir şampiyonu olarak .Bir büyük zafere ulaşan başta şahsınız ve ekibiniz tüm yönetim kadrolarınız ve sizi hiç yalnız bırakmayan tüm bursa halkının bu bayramını tebrik ediyoruz. Umarız herkes şapkasını önüne koyup bir kez daha düşünme tenezzülünde bulunur. Bu zaferiniz ile bir çok branşta bir çok insana MÜTHİŞ bir ders verdiniz. 

Seninle gururlanıyoruz.

Başarılarınızın devamını diliyoruz.

Yeni Yazılar »

WordPress üzerine kurulmuştur.